MEDYANIN KORKUNÇ DİLİ

Televizyonlarda her türk evladına haftada 300 saat dehşet görüntüleri izletiliyor. Çoğunlukla filmler ve haberler yoluyla servis edilen bu görüntüler sayesinde milletimiz artık dehşetten korkmuyor. Dahası internette ne kadar şiddet izlendiğini bilmiyoruz.

Doğrusu yirmi yıldan fazladır tv ve korku filmleri veya görüntüleri izlemediğim için mi bu olaylar beni çok etkiliyor bilmiyorum. Bir ara birisinin marifetiyle bir askerin kafasının canlı canlı kesilme görüntüsü izlediğimde tam tamına 7 gün yemek yiyememiştim. Hal bu ki şimdilerin çoluk çocuğu için bu vahşet görüntüsü bir bilgisayar oyunundan çok fazlası değil.

Medyanın ürettiği kabus diliyle her seferinde artık daha yüksek adrenalin gerekiyor. Örneğin bir kazada birkaç kişinin ölmesi artık insanımızı kesmiyor. Polislerin suçlu kovalama görüntüleri bile baymış! Adrenalin ihtiyacı için en az onlarca, yüzlerce kişi korkunç şekilde ölmeli ki, izlemesi keyifli olsun!

Sözgelimi yangın ölümlerinin çoğu (sanırım %98’i) duman zehirlenmesinden boğularak gerçekleşir ama medyamız bu haberleri “yanarak can verdi” diye ajite ederek vermeyi seviyor! Dumandan zehirlenerek ölen adamın haber kadar değeri olmuyor böylece!

Savaş dönemlerinde çıtalar daha da yükseliyor. Suriye’deki vahşet “belgeselleri” sayesinde her türlü işkence filmine de alıştı insanımız. Yine birden peydahlanan IŞİD çıktı. Aksiyon, gerilim, heyecan, adrenalin, macera, görsel efekt, ne ararsan var!

Hem de savaş oyunlarından daha gerçekçi bir heyecan yaratıyor IŞİD filmleri! Arada Afrika’nın bilmem neresinde çekilmiş canlı canlı insan doğrama görüntüleri de servis ediliyor medyamıza.

Hele Uzakdoğu’da müslüman olduğu için kadınlı çocuklu yakılan masum insanlardan sonra artık dehşetin limiti tek bir yere varıyor: BEBEK VAHŞETİZMİ!

Zira cinlerin illüminati planlarını açıkladığı deşifrede “en iyi kurban bir bebek öldürmektir” deniyordu. Doğrusu bundan büyük bir vahşet olabileceğini de sanmıyorum. Tabii bu “ritüel”in de gizliden gizliye yapıldığını, arada çıkan öldürülmüş bebek haberlerinden anlıyoruz…
Continue reading MEDYANIN KORKUNÇ DİLİ

Reklamlar

İLLÜMİNATİ HAKKINDA TÜM BİLDİKLERİNİZİ UNUTUN! (Küresel Çetenin Tarihi)

“Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.” (Neml 48)

“Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yiyen bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı o aşağılayıcı azap içinde kalmazlardı.” (Sebe 14)

Son yıllarda gündemden düşmeyen İllüminati konusu şimdiye dek çoğunlukla muğlak ve soyut olmaktan öteye gidememişti.

Bununla birlikte geçenlerde burada yayınladığımız Cinlerle İllüminati Konuşması  konusu pek çok kişide bu soyutluğu kısmen gidermeye başlamış görünüyor. Oradaki “cin yakalama” videosunda İblis’le nasıl anlaşma yapıldığı, cinlerle fiziksel olarak nasıl iletişim kurulduğu, iblis-şeytan-ifrit-cin arasında ne gibi farklar olduğu, İllüminati denen şeyin aslında ne olduğuna dair pek çok ipucu yakalamak mümkündü.

Gerçekte İllüminati’yi, kendi emelleri doğrultusunda dünyayı şekillendirmek isteyen ultra-kodamanlar tarafından oluşturulmuş bir tarikat görünümlü “KÜRESEL ÇETE” olarak nitelendirmek mümkün. Dünyevi anlamda para, güç, insan kaynağı sıkıntısı çekmeyen bu tarikat günümüzde her türlü aracı kullanıyor. Bunlar arasında çok gelişmiş teknolojiler, cinler, büyüler ve aklınıza gelebilecek her türlü “güç unsuru” var.

Kuran’da da tarif edildiği üzere cinlerle insanlar işbirliği yapabilir, birbirlerini azdırıp ilahlık taslayabilirler. Hatta Hz. Süleyman’ın cinlerden orduları olduğunu, “iddiacı bir İfrit”in Kraliçe Belkıs’ın tahtını ışınlayabileceğini iddia ettiğini de hatırlatalım. Meraklısı ilgili ayetleri etraflıca inceleyebilir.

Nihai hedef olarak dünya üzerinde tek yönetim, tek kanun, tek para, tek din amaçlayan örgüt bu hedefler için yüzyıllardır çeşitli felsefi paradigmalar üretmiş. Tüm bunlar için elbette ki öncelikle insanların zihinlerinin de hazırlanması gerekiyor. Özellikle şu sıralar gündemde olan singularity, evrim, uzaylılar propagandası, hologramlar, genetiği değiştirilmiş gizli insanlar ve canlılar gibi son tahlilde aynı kapıya yönlendiren kavramlar mevcut.

İnsanlık açısından buradaki en büyük sorun şudur ki, dünya üzerinde tek yönetimi öngören ve yüzyıllardan beridir hiç de iyi bir sabıkaya sahip olmayan bu ultra-kodamanlar, sizi yönetmesi için kimleri tayin edeceklerdir ve sizin hakkınızdaki plan düşünceleri nelerdir? Bu soruyu singularity ve evrim konusuna havale edip şimdilik burada bırakalım.

Türkiye’de de Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, Hakimler, Paşalar seviyesinde üyeleri bulunmuş olan bu İllüminati çetesi hakkında 11 yıl önce yazılmış aşağıdaki yazı bu cinayet ve sapkınlık tarikatını felsefi ve tarihsel bağlamda inceleyip somut bir zemine yerleştirmektedir. Okuduktan sonra eminim pek çok fikriniz değişecek ve konu yerli yerine oturacaktır.

Aslında siz iyisi mi okumadan önce İllüminati hakkında tüm bildiklerinizi unutun!

Continue reading İLLÜMİNATİ HAKKINDA TÜM BİLDİKLERİNİZİ UNUTUN! (Küresel Çetenin Tarihi)”

CİNLERE BAKIŞINIZ DEĞİŞECEK! (Cinlerle Yapılan İllüminati Konuşması)


Cinlerle yapılan bu görüşme cinler hakkındaki bakış açınızı değiştirecek.

Aşağıdaki videoda Tunuslu-Amerikalı Halima Abdurrauf‘un yakaladığı bir cin ve onun tapınağının yöneticisi olan ifritle yaptığı görüşmeyi izleyebilirsiniz.

Görüşmede dikkatimi çeken şey anlatılanların Kuran’da cinler hakkında yazılanlarla zıt olmaması. Öyle ki bu insan-cin sohbeti ayetlerde aynen anlatıldığı şekilde cereyan ediyor.

Öncelikle Kuran’ın cinler hakkında söylediklerini biliyorsanız konuyu daha iyi yorumlayabilirsiniz. Bu yüzden videoya geçmeden önce ilgili tüm ayetleri gruplandırarak istifadenize sunuyorum.

https://derinmillet2023.files.wordpress.com/2013/07/cinlere-bakisiniz-degisecek.jpg

(VİDEO BELGESEL)

Continue reading CİNLERE BAKIŞINIZ DEĞİŞECEK! (Cinlerle Yapılan İllüminati Konuşması)”