SEKAM Türkiyede Gençlik Araştırması Anketi Sonuçları (900 sayfa tüm özet ve geniş rapor PDF)

SEKAM TÜRKİYEDE GENÇLİK ARAŞTIRMASI RAPORU SUNUM ÖZETİ

SEKAM’ın yaptığı Türkiye’de Gençlik Araştırması sonuçları Eminönü’de İstanbul Ticaret Üniversitesi konferans salonunda gerçekleştirildi. Toplantıya çeşitli üniversite ve sivil toplum kuruluşlarından eğitimci, akademisyen, fikir adamları ve vatandaşlar katıldı. 250 kişilik salonda, toplam 300 ziyaretçi yer aldı.

Açılış konuşmasında Sekam Başkanı Prof. Burhanettin CAN, gençliğin küresel bir operasyonun hedefinde olduğunu, devlet kurumlarının buna karşılık yeterli ulusal savunma mekanizmaları geliştirmediğine dikkat çekti. CAN, hatanın günümüz gençliğinde değil, bu gençliğin tohumlarını eken toplumda ve devlet mekanizmasına aranması gerektiğini söyledi. Eğitim sisteminin tarihsel ve toplumsal değerlerle zıt olması neticesinde neyi önemsemesi gerektiğine karar veremeyen şizofrenik bir neslin yetiştiğini, her şeye rağmen sorunun henüz başlangıç aşamasında olduğunu dile getirdi.

“ATEİST DEDİYSEK ALLAHSIZ DEĞİLİZ”

Diğer konukların kısa açılış konuşmalarının ardından ikinci bölümde Prof. Celalettin VATANDAŞ araştırmanın sunumunu gerçekleştirdi. VATANDAŞ araştırmanın medyada, ateistlerin %61’inin Allah’a inanıyor olması ile yer almasını çok eksik ve yetersiz olarak niteleyerek, aslında çok büyük ve ilginç sonuçlar ortaya koyduklarını aktardı.

Araştırma sonucunda toplumun aslında bir kimlik krizi yaşadığı, kendini farklı tanımlayanların aslında çok da farklı olmadığını, bazı İslamcıların namaz kılmadığını, bazı ateistlerin pekçoğunun beş vakit namaz kıldığını, ülkücü veya islamcı olduğunu söyleyen pek çok kişinin aslında kendi gruplarının tam zıddında fikirler taşıdığı ortaya çıktı.

YORUMUM

Sonuç olarak, kendini ateist diye tanımlamakla, gerçekten ateist olmak arasında dağlar kadar fark var.

Kimlik tanımlamaları katılımcıların kendilerine aittir. Örneğin “dindar,” muhafazakar”, “ateist” gibi kimlikler kişinin kendine yaptığı tanımlamadır.

1. BÖLÜM – KONUŞMALAR

PROF. DR. BURHANETTİN CAN – SEKAM YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Dünyada %5 azınlık, %95 çoğunluğa hükmetmektedir.  Bununla birlikte Fukuyama’nın belirttiği “toplumsal çözülme”ler yaşanmaktadır. İnsanlara sunulan “sınırsız özgürlük” kavramı, Brzezinski’nin de dediği gibi aslında insanlığın felaketidir.

İnternet küresel çapta insanlığa anında etki etmektedir. Erdem ve ahlak yerini paraya bırakmıştır. Bu felaketi Fukuyama, Castro, Huntington gibi düşünürler de dile getirmektedir. Bu durum Kuran’da kalplerin ve kulakların mühürlenmesi ve gaflet hali olarak tanımlanır.

Aslında tüm bu olanlar küresel çapta örgütlü bir planın neticesidir. İllüminati kitabında (yazarı belirtilmiyor.) da belirtildiği üzere insanlar üzerinde zihin kontrol mekanizmaları çalıştırılmaktadır. Bu sistem küresel işbirlikçi aydınlar ve medya yoluyla işletilmektedir. Bunlara “görünmeyen hükümetler” de denir.

Zihinler, zevkler, fikirler bu sistem tarafından biçimlendirilmektedir. Sigara, alkol, fuhuş, eşcinsçi sapkınlıklar, internet ve bilgisayar bağımlılığı, sanal kahramanlıklar toplumsal ve sosyal şizofreni haline gelmiştir. Bunun sonucu “melez kimlik”tir.

Toplumda yaratılan kavramsal kargaşalar, güvensizlik, sorumsuzluk, ana dilini kullanamama, kıymet bilmeme, aşırı uyku hali, çarpık giyim, erken ergenlik gibi sorunlar doğurmuştur. Her şeye rağmen bu sorunlar karşısında henüz geç kalmış değiliz. Sorun başlangıç aşamasındadır. Sekam olarak sözümüz “henüz vakit varken”dir. Sorunları çözmesi gereken aile ve devlettir. Bu bağlamda gençliği eleştirmek yanlıştır. Bu gençlik dün ekilen tohumların ürünüdür.

İhsan Sabri Çağlayangil, Anılarım kitabının 110. sayfasında şöyle bir itirafta bulunur:

“12 Mart 1971 tarihinde cuntacılara şu yönde tavsiyelerimiz oldu: Öğrenci yurtlarını birleştirin. Eğer bunu yaparsanız hem nüfusumuz artar, hem de gençler yatışır.”

Gençliği korumak için çok katmanlı toplumsal mekanizmaları çalıştırmak gerekir. Gençliği önce aile etkiler, korur ve kollar. Sonra akraba ve mahalle denetleme sistemi korur ve etkiler. Bu zarlar sağlam değilse kentler, ülke, dış ülkeler ve nihayet küresel sistemin etkisinde kalırlar.

Denetimsiz mahalleler, çarpık kentleşme, Türk aile yapısına uymayan konut modelleri yanlıştır. Bu durum Lozan’da planlanan kültür ve medeniyetin değiştirilmesi projesinin sonucudur. Bu millet tarihinden gelen kendi kültür ve medeniyetine sahip iken, diğer yandan küresel olarak batılı bir medeniyet tarzı dayatılmaktadır. Bunun sonucunda bir insanların aklında bir medeniyet çatışması doğmuştur. Bir gönülde farklı zıt medeniyetler birlikte yaşayamaz.

Evde ailenin öğrettiği ile okulda devletin öğrettiği birbirine zıttır. Eğitim sistemi milli değerlere zıt bir kimlik üretmeye dönüktür.

Özdemir Erdoğan 15 yıl önce tvdeki bir konuşmasında, ülkenin kültürel olarak satıldığını, medyanın millete olumsuz rol modelleri sunduğunu söyler. Popstar gibi yapımlar bilinçli dejenerasyon faaliyetleridir. Geçen yıllarda erkek ve sanatçıya sponsor olan şirketlere bakın: Coca Cola, Pepsi, Opel(Opet?).

Ülke çapında gizli sabetayist yapılanma vardır. İnternet, turizm, müzik, film, haberleşme alanlarından küresel operasyonlar yürütülmektedir. 2005 yılında Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök, gençliğin küresel beşinci kol faaliyetlerinin boy hedefi olduğunu söylemiştir. Tüm bunlar karşısında devletin görevi nedir? RTÜK’ün görevi nedir? Gayrimeşrulukları önlemek için devlet ne yapmalıdır?

4 Nisan 1926’da Medeni Kanun için Mahmut Esat Bozkurt. Aynı şeyi Demirel 28 Şubat 1997’de söylemiştir: “Din gelişmeye manidir. 230 ayeti kaldırın. Gerisi neyinize yetmiyor!”

Buna karşılık Allah Kuran’da şöyle demektedir:

“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara/85)

Kıbrıs’taki Evet/Hayır referandumu döneminde Rauf Denktaş bir anısını anlatır. Denktaş bir Türk köyünde 15 yaşında, boynunda haç taşıyan bir kzıa rastlar. Kıza boynundaki haçı ve dinini sorar. Kız haçı sadece süs için taktığını söyler. Ama dini için şöyle cevap verir:

“- Tam bilmiyorum ama galiba müslümanım.”

2004’te Fransa Cumhurbaşkanı Jacq Chirac, Türkiye’nin AB’ye kabul edilebilmesi için tüm değerlerini değiştirmesi ve AB’nin değerler sistemini kabul etmesi gerektiğini söylemiştir. Yine 2004 yılında Gerçek Hayat dergisinde Halime Kökçe’nin Alman Sosyal Demokrat Bülent Güven’le yaptığı söyleşide şu ifadeler yer alır:

“Türk toplumu değişmeli. AB’ye girmek için değişin. Bizimkiler dizileri sever. Dizide iyi huylu, dürüst, çalışkan, erdemli bir karakter olsun. Ama eşcinsel olsun. O zaman meşrulaşır.”

Daniel John Berding, AB’ye uyumlu olabilmemiz için iu tavsiyelerde bulunur:

“Batıda bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de İstanbul, Ankara, İzmir belediye başkanları da eşcinsel olsun.”

Sadece eşcinçi operasyonlar için AB fonlarından Türkiye’ye 32 milyon Euro hibe ayrılmıştır. 2007’de bir üniversitede böyle bir kulüp kurulduğunda Dünya Bankası 5.000 Euro yardım yapmıştır.

Araştırmamızda gençlikteki belirgin kimlik krizi ve kavramsal kargaşa göze çarpmaktadır. Gençlerin pekçoğunun açıkladıkları kimliği tutmuyor. %15-35 civarı kararsız kesim var. En güvenilir kurum ordu iken en güvensiz kurum medya. Bununla birlikte Diyanet’in en güvensiz 3. kurum olması bir şeylerin yanlış gittiğini gösteriyor. Bu durumlar aslında 28 Şubat postmodern darbesinde uygulamaya konulan küresel planların bir sonucudur.

Sonuç olarak önce şu sorulara cevap vermemiz gerekiyor. Biz kimiz? Hangi iklimin hangi coğrafyanın insanıyız? Hangi yolun yolcusuyuz? Hangi medeniyetin çocuklarıyız? Türkiye önce kendisi olmalı. Kendini ve milletini yeniden inşa etmeli.

“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.”

TGTV GENEL BAŞKANI HAMZA AKBULUT

Batı kültürü asit gibidir. Dağı bile eritir. Medeni hukuku İsviçre’den aldık. Bazı batılı ülkeler de aldı. İsviçre Medeni Hukuku 1912’de Eugen HUBER tarafından yazıldı. HUBER, ülkenin en ücra köşelerine kadar gidip kendi toplumunu inceledi. Toplum kantolar, farklı diller, mezhepler ve sülalelerden oluşuyordu.

Bu konusu üniversitede hocamız bize anlattığında sağcısı solcusu dahil herkes ister istemez aynı soruyu sormak istedi: Kendi değerlerimizden kanun oluşturmak yerine neden onlardan aldık? Israrlı sorular karşısında hocamız mecburen kısaca cevapladı: “Eğer medeni kanunumuzu kendimiz yapsaydık, İslam’a dönmek, yani gericilik olurdu. Bu yüzden yabancılardan aldık.”

Milletin ve gençliğin kurtuluşu için tek çare gençliğin dindarlaşmasıdır.

EMRULLAH AYDIN – EĞİTİM-BİR-SEN ŞUBE BŞK.

Toplum pragmatist. Sadece kendi geleceğini düşünüyor. İktidar gençlik konusunu iyi ele almalı. Eğitim müfredatı değişmeli. Materyalist eğitim sisteminden vazgeçilmeli. Yeni nesilde öğretmenlerin itibarı kayboluyor. Çocuk azıcık azarlandığında veliler okulu basıyor. Eskiden medrese eğitimlerinde toplum hocalara azami saygı duyup her türlü iltifatı gösterirdi.

FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ BAŞKANI HİKMET ÖZDEMİR

Çocuklara kendi değerlerimize uygun eğitim materyalleri vermiyoruz. Oyuncaklar hıristiyan değerlerini aşılıyor ve başka zararları var. Bazı ünlüler yuva açıp milli değerlere uygun olmayan müfredatlar uyguluyorlar. Yabancılar çok sayıda ana okulu işletiyor. Bunlara dikkat edilmeli.

NİYAZİ ERUSLU, YALOVA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ

Çocuk gelişimi 4 yıl 4 ay 4 gün yaşında başlar (Osmanlı eğitim sisteminde olduğu gibi). Bu döneme kadar ana kucağıdır. Sonraki 4+4+4 yıllık süre 17 yaşına kadar eğitim ocağıdır. İlk 4 yıl hocanındır. Orta 4 yılda yetenek şekillenir. Son 4 yılda merak, ilgi, bilgi şekillenip yönlendirilir.

İngiltere yabancı öğrencilere küçük yaşta burs verip onları kendine bağlar. Artık o genç İngiltere’nin gönüllü elçisi gibi çalışır.

17 yaş sonrası ise çevre kucağıdır. Bu dönemde üniversite ve yurtlar vardır. Devlet bu süreçteki gençlere “faydalı çevreler” üretmekle sorumludur. Sonra hayata atılan genç “dergah kucağı”na düşer. Devlet bu çevre faktörlerine hakim olduğu müddetçe sorun yoktur.

2. BÖLÜM – ARAŞTIRMA SONUÇLARININ SUNUMU

PROF. CELALEDDİN VATANDAŞ (Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

TÜRKİYE GENÇLİK RAPORU
Gençliğin Özellikleri, Sorunları, Kimlikler ve Beklentileri

ANKETİN GENEL ÖZELLİKLERİ

5.541 kişiye toplam 308 soru sorulmuştur. Her bir kişinin cevaplama süresi yaklaşık 40 dakikadır. Kişiler homojen tek tek seçilmiştir.

Ankette göze çarpan en önemli hususlardan biri kavram ve kimlik kargaşasıdır. Dün medyada çıkan ateistlerin %61’inin Allah’a inanması hakkındaki haberler, “Ateist dediysek Allahsız değiliz.” diyen insanların var olması bunun göstergesidir.

Araştırma boyunca gördük ki ilkokul birinci sınıftan, hatta ana okulundan itibaren sürekli bilgi bombardımanına tutulan gençler neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Ankete katılanların en çok bildiği şey Atatürk’ün ölüm tarihi. Onu da %70’i biliyor.

Aslında bizim ortaya koyduğumuz şey, iyi veya kötü yorumundan ziyade gençliğin mevcut durumudur.

Ateist beş vakit namaz kılıyor. İslamcı hiç namaz kılmıyor. Gençlerin kafası çok karışık. Din hocaları en gerekli bilgileri vermiyor. Kimisi namazda elin tam olarak nasıl bağlanacağını gençlere ısrarla öğretmeye çalışıyor.

Genç kimdir? Günümüzde 15-25 yaş grubu genç olarak tanımlanır. Bazen 15-30 şeklinde de sınıflandırılır. Bunun nedeni eğitim hayatının uzaması, iş ve evlilik yaşlarının ilerlemesi olabilir. Belki ileride bu sınır 15-35 bile olabilir.

Biz araştırmamızda 15-28 yaş yarasını dahil ettik. Bunlar 1995 ve sonrası doğanlardır.

Türkiye’de Gençlik Politikaları

Ülkemizde 76 milyon nüfusun 19 milyonu 15-29 yaş arasındadır. Yaklaşık %25’tir. Anayasanın 58. ve 59. maddeleri gençlik hakkındadır. Ayrıca 2007’deki gençlik kalkınma planında ele alınmıştır. Fakat devletin bu konudaki faaliyetleri daha çok eğitim ve sağlık alanında olmuştur. Gençliğin kimlik ve kişiliğinin gelişiminde devletin katkısı olmamıştır.

BM’nin 2008’de Türkiye için yayımladığı Ulusal İnsani Kalkınma Planında, Türkiye’nin sorun temelli yaklaşımı terkedip gelişim temelli yaklaşıma odaklanması gerektiği vurgulanır.

Ayrıca İsviçre’nin BM ile birlikte yaptığı S-UN Fonu aynı konu için ülkemiz hakkında şöyle bir tespit yapar: “Türk halkı tarihini ve kültürünü bilmiyor. Gençlik amaçsız, idealsiz, vurdumduymaz ve ahlaki çöküntü içindedir.” (2010 raporu, 5. sayfa.)

Bizim araştırmamız yabancıların dile getirdiği bu sorunları doğruluyor ve güncelliyor.

Anketin Teknik Özellikleri

Yıllar önce Kanada’da yaptığım anket çalışmalarında 8 yabancı toplumu inceledim. Görüştüğüm İtalyanlar, Çinliler, Kızılderililer genellikle olumlu yaklaşıp en azından nazik bir şekilde ankete katılmayacaklarını dile getiriyorlardı. Anket için görüştüğüm Türkler ise genellikle ankette yanlış bulmaya çalışıyor, soruları beğenmiyor, MİT’ten misin diye soruyorlardı. Bu çalışmamızda da benzer şeylerle karşılaştığımız oldu.

Kimi anketlerde kişiler kendilerini iyi göstermek için yanlış cevap vermeyi severler. İnternetteki “ideal eş misiniz” konulu bir ankette kişi kendisi hakkında tüm soruları en iyi şekilde cevaplayarak “ideal eş” çıkar, ama aslında bekardır. Nitekim biz bu tür durumları bertaraf etmeye dönük yöntemler uyguladık.

Bir araştırma iyi örneklem seçilirse 460 kişi ile 100 milyon, hatta 200 milyon kişi temsil edilebilir. Öyle ki Türkiye’de gündem olan bazı anketler genellikle 200-500 kişi ile yapılır. Halbuki biz örneklemin gücünü 11 katına çıkarıp 5500 kişi ile görüştük.

Anketimiz 81 il, 350 şehir ve kırsal merkezde yapılmıştır. %49.1 erkek, %50.9 kadındır. Eğitim düzeyi açısından %86’sı Lise-Üniversite eğitimi almıştır. Katılımcıların %77’si öğrencidir. Gelir düzeyi %70 oranında 700-2000 t. arasındadır. Medeni durumları %87 bekar, %9 evli, %3 nişanlı, %1 boşanmış.

İstatistiksel Güvenilirlik

Günümüzdeki bazı anketlerde anketörler işin kolayına kaçıp uydurur. Araştırma şirketinin bunları takip ve tespit etmesi gerekir. Bu amaçla bazı yöntemler geliştirilmiştir.

Normalde bir soru için güven aralığı yüzde 0-40 aralığında ise güvensiz, 40-60 orta güvenli, 60-80 iyi, 80-100 mükemmel güvenli kabul edilir. Bizim sorullarımızın hemen hepsi 75-90 arasında güven aralığındadır ve araştırmamız bilimsel olarak sağlam temeller üzerindedir.

KİMLİK VE AİDİYET

İki ana grup tanımladığımızda gençler kendilerini aşağıdaki sınıflarda görmektedirler.

%16 Geleneksel,
%12 Modern,
%72 Biraz modern, biraz geleneksel.

Biraz ondan biraz bundan. Bu durum melez ve şizofrenik bir kimlik bunalımını temsil etmektedir.

“Kendinizi daha çok ne olarak hissediyorsunuz?”

%39.4 Müslüman
%27.9 İnsan
%19.3 Türk
%12.1 TC vatandaşı
%0.5 Alevi
%0.7 Kürt
%0.2 Diğer

 

“Herkes ana dilinde eğitim alabilmelidir.”
(Görüşe katılanların aidiyet içindeki oranları.)

%66 Kürt (Kendini “Kürt” tanımlayanların %66’sı görüşe katılıyor.)
%55 Müslüman
%52 TC vatandaşı
%51 İnsan
%48 Türk
%44 Alevi
%27 Diğer

“Türkün Türkten başka dostu yoktur.”
(Görüşe katılanların aidiyet içindeki oranları.)

%66 Türk (Kendini “Türk” tanımlayanların %66’sı görüşe katılıyor.)
%66 TC vatandaşı
%62 Müslüman
%59 Alevi
%55 İnsan
%36 Kürt
%36 Diğer

 

“Din, Tutum ve Davranışlarımı etkiler.”
(Görüşe katılanların aidiyet içindeki oranları.)

%96 Müslüman
%95 Kürt
%90 İnsan
%85 TC vatandaşı
%84 Alevi
%83 Türk

Gençler kaygan bir kimlik zeminindedir. İkinci tercih düzeyinde etnik ve renksiz kimliklerin öne çıkması Türkiye için tehlikelidir. Gençlik aidiyetini gittikçe kaybetmekte ve bireyselleşmektedir. Bu sonuçlar toplumun ayrışmasına sebebiyet verebilir.

 

Siyasi, İdeolojik ve Dini Kimlikler

Aşağıdaki kimlik bana çok uygundur.

Müslüman

43

İlerici

31

Atatürkçü

29

Laik

23

İslâmcı

22

Milliyetçi

22

Demokrat

22

Dindar

19

Kemalist

18

Sosyalist

15

Devrimci

13

Sosyal

12

Muhafazakâr

9

Ülkücü

8

Liberal

6

Feminist

5

Komünist

4

Ateist

1

 

FAKTÖR ANALİZİ

SPSS yazılımı otomatik faktör analizi yaparak aşağıdaki grupları birbiri ile tam, yakın ve uzak ilişkili olarak ilişkilendirmiştir.

%28 Müslüman, İslamcı, Dindar
Yakın kimlik: Muhafazakar
Uzak kimlik: Kemalist, Ateist, Komünist

%25 Atatürkçü, Kemalist, Laik, İlerici
Yakın kimlik: Milliyetçi
Uzak kimlik: Muhafazakar

%14 Demokrat, Sosyal Demokrat, Sosyalist, Liberal
Yakın kimlik: İlerici
Uzak kimlik: Dindar

%13 Milliyetçi, Muhafazakar, Ülkücü
Yakın kimlik: Liberal
Uzak kimlik: Devrimci

%6 Ateist, Devrimci, Feminist, Komünist
Yakın kimlik: Kemalist
Uzak kimlik: Müslüman

 

“Allah’ın varlığına inanırım.”
(İnanırım ve Kesinlikle İnanırım diyenler)

Ateist

% 79

Komünist

 % 93

Devrimci

% 95

Feminist

% 96

Sosyalist

% 97

Diğerlerinin her biri

%98 ve üstü

 

Ateistlerin Allah’a inanması

%61 Kesinlikle inanırım
%18 İnanırım
%13 Şüpheliyim
%8.8 İnanmam

Kendini ateist olarak tanımlayanların ancak %8.8’i Allah’ın varlığına inanmamaktadır.

 

“Düzenli veya ara sıra namaz kılarım.”

Dindar

83

İslâmcı

82

Muhafazakâr

82

Ülkücü

79

Müslüman

74

Milliyetçi

74

Demokrat

72

Liberal

72

Atatürkçü

70

İlerici

70

Sosyal Demokrat

69

Laik

69

Feminist

69

Sosyalist

66

Devrimci

63

Kemalist

63

Komünist

53

Ateist

47

 

“Düzenli veya ara sıra cuma namazı kılarım.”

Dindar

90

Ateist

74

 

“Düzenli veya ara sıra oruç tutarım.”

Dindar

99

Ateist

79

 

“Benim açımdan laik olmak Çok Önemli veya Önemlidir.”

Laik

88

Kemalist

87

Devrimci

87

Atatürkçü

86

Feminist

86

Sosyalist

85

Sosyal Demokrat

85

Komünist

85

Demokrat

83

İlerici

81

Milliyetçi

81

Ateist

81

Liberal

80

Müslüman

79

Ülkücü

78

Dindar

77

İslâmcı

76

Muhafazakâr

76

Bu gençler ya laikliği ya da İslam’ı bilmemektedir. Veyahut kimlikleri melezleşmiş veya sloganlaşmıştır.

“Evlilik modası geçmiş bir kurumdur.”
(Kesinlikle Katılıyorum veya katılıyorum.)

Ateist

28

Komünist

15

Feminist

13

Devrimci

13

Ülkücü

10

Kemalist

10

Sosyalist

10

Laik

9

Atatürkçü

9

Sosyal

9

İslâmcı

9

Müslüman

9

Demokrat

8

Milliyetçi

8

İlerici

8

Dindar

8

Liberal

8

Muhafazakâr

7

 

“Evlenmeden de çocuk yapılabilir.”
(Kesinlikle Katılıyorum veya katılıyorum.)

Ateist

30

Komünist

17

Devrimci

10

Feminist

9

Sosyalist

8

Ülkücü

8

Sosyal Demokrat

8

Kemalist

8

İslâmcı

8

Atatürkçü

8

Laik

8

Liberal

8

İlerici

8

Demokrat

8

Müslüman

7

Milliyetçi

7

Dindar

7

Muhafazakâr

6

“Kızlı erkekli aynı evde kalınabilir.”
(Kesinlikle Katılıyorum veya katılıyorum.)

Ateist

49

Komünist

46

Devrimci

31

Feminist

29

Sosyalist

28

Kemalist

28

Liberal

27

Atatürkçü

26

Laik

25

Sosyal Demokrat

25

Ülkücü

25

Demokrat

25

İlerici

24

Milliyetçi

23

Müslüman

22

İslâmcı

21

Dindar

21

Muhafazakâr

20

Eşcinsçiliğe Bakış Faktör Grupları

Bireysel tercih, kimseyi ilgilendirmez

Onaylamıyorum ama beni ilgilendirmez

Kararsızım

Olmamalı, yanlış

Sapıklık

Günah

Ahlaksızlık

Müslüman, İslamcı, Dindar

14

34

2

18

12

9

12

Milliyetçi, Muhafazakar, Ülkücü

15

34

1

18

13

8

10

Demokrat, Sosyal Demokrat, Sosyalist, Liberal

19

36

1

16

11

7

9

Atatürkçü, Kemalist, Laik, İlerici

20

36

1

16

11

6

8

Ateist, Devrimci, Feminist, Komünist

26

37

4

12

10

4

8

“Kamuda baş örtüsüne izin verilmelidir.”
(Katılıyorum ve Kesinlikle Katılıyorum)

Müslüman, İslamcı, Dindar

44

Milliyetçi, Muhafazakar, Ülkücü

43

Demokrat, Sosyal Demokrat, Sosyalist, Liberal

36

Atatürkçü, Kemalist, Laik, İlerici

31

Ateist, Devrimci, Feminist, Komünist

26

Ortalama %15 kararsız kesim vardır.

Türkiyenin en büyük sorunu nedir?

Terör

55

İşsizlik

10

Eğitim

10

Yolsuzluk

7

Ahlâkî yozlaşma

4

İrtica

1

Kimlikten bağımsız olarak genellikle aynı oranlar elde edilmiştir. Kimlik ne olursa olsun gençler açısından irtica diye bir sorun yoktur.

“Din tutum ve davranışlarınızı etkiler mi?”

%42 Çok etkiler
%48 Etkiler
%7   Çok az etkiler
%3   Hiç etkilemez

Dindarlık

%6    Çok dindar
%48  Dindar
%43  Biraz dindar
%4    İlgisiz veya inançsız

Laiklik

%5  Laiklik din karşıtlığıdır.
%73 Laiklik din karşıtlığı değildir.

Gençliğin En Önemli Sorunu

Eğitim
Ahlaki yozlaşma
Meslek edinme
İş bulamama.

İnsanlara Karşı Güven

Çok güvenilir

1

Güvenilir

29

Güvenilmez

59

Hiç güvenilmez

11

“Bugünün dünyasında babana bile güvenilmez.”

Kesinlikle katılıyorum

16

Katılıyorum

21

Kararsızım

21

Katılmıyorum

28

Kesinlikle katılmıyorum

15

Hangi sıklıkta hüzün, umutsuzluk gibi duygulara kapılırsınız?

Hiç

5

Arada

75

Çoğunlukla

17

Hep

4

Psikolojik Bir Desteğe İhtiyacınız Oldu mu, Eğer Olduysa Kimden Destek Aldınız?

İhtiyacım Olmadı

34

Arkadaş

25

Psikolog/Psikiyatr

14

Aile Bireyleri

14

Öğretmen

2

Hoca/Din Görevlisi

1

Muskacı, Medyum, Cinci

0,4

Diğer

9

FİZİKSEL ŞİDDET

Hiç fiziksel şiddete maruz kaldınız mı?

Evet

37

Hayır

63

Kimin fiziksel şiddetine maruz kaldınız?

Arkadaş

22

Anne

19

Baba

15

Öğretmen

9

Abi

4

Abla

2

Yakın akraba

5

0

Diğer

4

“Söz dinlemeyenin hakkı kötek midir?”

Evet

23

Olabilir

37

Hayır

40

AİLE DEĞERLERİ

“Zina nedir?”

Nikahsız cinsellik

85

Eşler arası zorla ilişki

2

Nikahsız zorla ilişki

13

“Kızlı erkekli aynı evde kalınabilir mi?”

Kesinlikle katılıyorum

8

Katılıyorum

15

Kararsızım

15

Katılmıyorum

28

Kesinlikle katılmıyorum

34

Kızlı erkekli aynı evde kalmaya %23 evet, %62 hayır diyor.

“Üniversite öğrencisi olursa kızlı erkekli aynı evde kalınabilir.”

Kesinlikle katılıyorum

16

Katılıyorum

20

Kararsızım

13

Katılmıyorum

22

Kesinlikle katılmıyorum

29

Üniversite öğrencisi olursa kızlı erkekli aynı evde kalmaya %36 evet, %51 hayır diyor.

Hayatta kişiye değer katan en önemli özellik nedir?

Eğitim/Bilgi

51,1

Aile

21,3

Din/Ahlâk

15,2

Para/Zenginlik

6,6

Çalışmak/Çalışma Azmi

4,4

Toplumsal Çevre/Mezhep/Siyasî Çevre

0,8

Şöhret/Ün

0,3

Güçlü/Ünlü Tanıdık

0,3

TÜKETİM

“Bir ürünü satın alma nedeni”

İhtiyaçtan

79

İhtiyaç değil

21

SİYASET

Siyasete İlgi

Çok ilgiliyim

16

İlgiliyim

64

İlgisizim

16

Hiç ilgili değilim

4

Gençlerin %80’i siyasetle az veya çok ilgileniyor.

En güvenilir kurum

Ordu

31

Meclis

21

Hükümet

18

Cumhurbaşkanı

7

STK’lar

6

Diyanet

4

Partiler

3

Medya

1

Diğer

8

Kimliklere göre en güvenilir kurumlar

Ordu Meclis Hükümet Cumhur bş. STK Diyanet Partiler Medya Diğer
Müslüman, İslamcı, Dindar

28

22

20

8

6

5

3

1

8

Milliyetçi, Muhafazakar, Ülkücü

32

20

20

7

6

5

3

1

7

Demokrat, Sosyal Demokrat, Sosyalist, Liberal

34

20

18

7

7

3

2

1

9

Atatürkçü, Kemalist, Laik, İlerici

37

20

17

7

6

3

3

1

8

Ateist, Devrimci, Feminist, Komünist

35

19

12

6

9

4

5

1

10

Türkiye Avrupa Birliğine üye olsun mu?

Mutlaka olmalı

13

Olursa iyi olur

26

Farketmez

26

Olmasa daha iyi olur

11

Olmasın

25

Siyasetçiye güvenilir mi?

Güvenilmez

56

Kararsızım

28

Güvenilir

25

BOŞ ZAMANLAR

İş, ders, gündelik faaliyetler dışında günlük kaç saat boş vaktiniz vardır?

Boş zamanım yok

9

1-2 saat

33

3-5 saat

46

6 saat ve üstü

12

Boş zamanlardaki ilgiler

Aile

24

Arkadaşlar

18

Gezmek

13

İnternet

11

Kitap

10

TV-Sinema

9

Telefon

6

Müzik

5

Spor

4

Yılda okunan kitap adedi

1-3

29

4-7

28

8-10

17

11 ve üstü

15

Hiç

11

Okunan kitap türleri

Roman

58

Tarih

9

Psikoloji-Kişisel gelişim

6

Dinî

6

Siyasî

5

Bilimsel

5

Romantik

4

Şiir

3

Gezi

1

Toplumsal

1

Cinsellik

1

Hatırat

1

Felsefe

1

Günde ne kadar TV izlersiniz?

0-1 saat

26

1-3 saat

48

4-5 saat

11

6 saat ve üstü

3

TV izlemem

13

İzlenen TV programı türleri

Polisiye

34

Aşk

23

Belgesel

21

Pembe

11

Gezi

6

Dinî

4

Cinsel

2

Gazete okumak

Gençlerin %62’si haftada bir veya birkaç gün gazete okur.

Gazetelerde öncelikli okunan konular

Güncel

32

Siyasî

13

Köşe

13

Spor

12

Ekonomi

10

Magazin

9

Sadece başlıklar

5

Mizah-kültür

5

Dış politika

1

İnternet Kullanımı

Her gün

43

Birkaç gün arayla

28

Haftada bir

9

Çok seyrek

15

Hiç

5

Gençlerin %80’i internet kullanmaktadır.

İnternetin Öncelikli Kullanım Amacı

Haberleşme/E-posta

29

Bilgi

25

Sohbet

15

Film/Müzik

14

Oyun

10

Haber

7

Cinsellik

0,1

İnternet kullanımı arttıkça toplumdaki ahlaksızlıkların onaylanma oranı artmaktadır.

Kızlı erkekli aynı evde kalmayı, her gün internet kullananlar %57’si istemiyor iken, hiç internet kullanmayanların %88’i istememektedir. Benzer farklılık gayrimeşru ilişkiler için de geçerlidir.

Bu durum internetin aile hayatı üzerinde ciddi derecede tahrip etkisi olduğunu göstermektedir. Devletin, siyasetçilerin, bilimadamlarıın, stk’ların internet güvenliği ile ilgili tedbirler alması tarihi ve vicdani bir zorunluluktur.

GENÇLİĞİN BİLGİ DÜZEYİ

Atatürk’ün ölüm tarihi

1931-1940 (doğru cevap)

%70

1981-1990

%3

Bilmiyorum

%4

Cevap yok

%19

Diğer tarihler

%4

* 27 Mayıs ihtilalinin yıl aralığını doğru bilenler %0.1 (5541 içinde 8 kişi),
* TBMM açılış yıl aralığını doğru bilenler %38,
* Cumhuriyetin kuruluş yıl aralığını bilenler %59,
* İlk cumhurbaşkan seçilme yıl aralığını bilenler %42,
* Yürürlükteki anayasanın kabul tarihini bilenler %27.

Rol Modelleri

Fatih Sultan Mehmet

77

Hz. Ömer

64

Hz. Ali

62

Abdullah Gül

33

Dr. Mehmet Öz

29

Uğur Mumcu

23

Arda Turan

22

İsmet İnönü

21

Ahmet Necdet Sezer

19

Necati Şaşmaz

18

Türkan Saylan

18

Sezen Aksu

17

Kıvanç Tatlıtuğ

16

Beren Saat

9

Müslüm Gürses

6

Ogün Samast

5

Hırant Dink

4

Şivan Perver

3

Osman Baydemir

3

SONUÇ

Gençlik büyük bir kafa karışıklığı ve kimlik bunalımı içindedir. Bu durum gezi olaylarında pkklı, ulusalcı, ülkücü kimliği taşıyanların aynı karede yer almasıyla da kendini göstermiştir.

Gençliğin ileriye dönük endişeleri kendisi hakkında olup toplumun ve ülkesinin geleceğini yeterince önemsememektedir. Hükümetler AB’nin değişmez model olarak ortaya koyduğu politikalarından vazgeçip milli gençlik politikaları üretmiyor.
Özetleyen: Derin Millet
https://derinmillet2023.wordpress.com
30.11.2013

Dosyalar:
Sekam Turkiyede Genclik Ozet (DerinMillet2023.wordpress.com)  (PDF)
Sekam Turkiyede Genclik (DerinMillet2023.wordpress.com) (PDF)

Reklamlar

yorum yazabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s